Bugün 20 Ocak 2026. Bundan tam 6 yıl önce, 20 Ocak 2020’de yaşamını yitiren ‘TOPRAK DEDE’ Hayrettin Karaca, vefatının 6. yılında rahmetle ve özlemle anılıyor. Hayatını toprağın, suyun, yeşilin, bitkilerin korunmasına adayan ve 20 Ocak 2020'de, 97 yaşında vefat eden Hayrettin Karaca, şiar edindiği doğa ve toprak konusundaki sözleri, hayata geçirdiği fikirleri ve projeleriyle Türk insanına ilham vermeye devam ediyor.
Yaşamı boyunca sürdürülebilir ekosistemin önemine değinen, bu konudaki bireysel çalışmalarını TEMA Vakfı ve Yalova'daki Karaca Arboretum ile taçlandıran Merhum Karaca, çocukluktan gelen toprak aşkı ve tarıma düşkünlüğüyle birçok insana rol model olmuştu.
"Tüketerek değil, paylaşarak yaşamak gerek" ifadesini kullanarak, tüketimin doğaya etkisine sık sık değinen Merhum Hayrettin Karaca, hayatının her alanında doğayı rehber almış ve özellikle gençlere-çocuklara doğa sevgisini aşılamış, sorumluluk sahibi olmaya davet etmişti.
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Tahpur yaylasında Hayrettin Karaca’ya, ‘Erozyon Dede’ ismini çocuklar verir. Sürekli televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında, konferanslarda, kısaca katıldığı her etkinlikte TEMA’nın ve faaliyetlerinin tanıtımını yapan Karaca, artık kamuoyunun yakından tanıdığı biri haline gelmiştir. Prof. Dr. Adil Güner, fotoğrafını çekmek için Centaurianın (peygamber çiçeği) bir türünü aramaktadır. Ekipte Maria ve Ian Tenkate de vardır. Karadeniz’in en yüksek yaylalarından birisi olan Tahpur yaylası artık ormanın bittiği noktadadır neredeyse. Ekibin bitkiyi bulma ümidi tükenmek üzeredir. Yorgunluktan artık ekibin adım atacak hali kalmamıştır ve küçük bir mola verirler. Karaca, aşağıda sisle kaplı vadinin üzerinden fotoğraf çekmektedir. Vadinin kenarına doğru ilerlerken, köyden bir grup çocuk O’na doğru gelmektedir. Karaca, o anı şöyle anlatıyordu: “İçlerinde bir ya da iki kız vardı, gerisi oğlan. Beni yine ecnebi sanacaklarından çok emindim. Tam, bir numara yapayım diye düşünürken, en önde yürüyen mavi gözlü, kızıl saçlı bir oğlan, ‘Aaa, ben seni tanıyorum!’ dedi. Beni nereden tanıdığını sordum. ‘Televizyona çıkıyorsun sen,’ dedi. Televizyonda ne söylediğimi sordum, ‘Kesme diyorsun!’ dedi. Arkadaki çocuklar da bir tereddüt içindeler, bizimki onlara dönüp, ‘Koşun, koşun, Erozyon Dede gelmiş!’ dedi. ‘Erozyon Dede” lakırdısı oradan kaldı.”
Türkiye’nin dört bir yanından dünyanın en ücra köşesine, doğa harikalarının peşine düşen Erozyon Dede, her öğrendiği yeni bilgiyle sadece kendini değil, Türkiye’yi de değiştirdi. Kurucularından olduğu TEMA ile birlikte okul kitaplarının satırları arasında kaybolup giden erozyon tehlikesini ülkenin gündemine soktu, ağacı ve ormanı yeniden sevdirdi ve farklı bir gözle bakılmasını sağladı.
Tıpkı dediği gibi: “Aynen kanser gibidir bu ekonomi, kanser hücreleri gibi büyür büyür, ama nereye kadar? Doğal ekosistemi, doğal varlıkları tüketinceye, kirletinceye kadar büyüyecektir. Ta ki Hayrettin, Ayşe, Hans karar verinceye kadar. Ne kararı vereceğiz biz? Yaşamak için yaşat diyorsam, kimi yaşatacağım? Doğal ekosisteme pay ayıracağım. Onlar yoksa ben de yokum.”