Kuraklık, çölleşme ve arazi tahribatının hızla arttığı bir dönemde 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, doğal varlıkların korunmasının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
TEMA Vakfı, yaptığı açıklamada Türkiye’nin mera varlığında son 65 yılda ciddi bir kayıp yaşandığını belirtti. Açıklamaya göre, 1960 yılında yaklaşık 29 milyon hektar olan çayır ve mera alanları bugün 13 milyon hektar seviyesine geriledi. Bu kaybın Marmara Bölgesi’nin iki katını aşan bir büyüklüğe ulaştığı ifade edildi.
“Meralar İklim Krizine Karşı Doğal Kalkan”
Deniz Ataç, meraların yalnızca hayvancılık yapılan alanlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu alanların ekosistem açısından çok daha geniş bir işlev taşıdığına dikkat çekti.
Ataç, meraların toprağı koruduğunu, yağışın yüzeyde yarattığı tahribatı azalttığını, suyun toprağa süzülmesini sağladığını ve karbon depolayarak iklim krizine karşı önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Ataç, “Doğal meralar; çölleşme ve kuraklığa karşı en güçlü doğal kalkanlarımızdan biridir” dedi.
Mera Kaybının Nedenleri: Kentleşme ve Arazi Baskısı
Açıklamada, mera alanlarındaki azalmanın temel nedenleri arasında tarım arazisine dönüşüm, kentleşme, madencilik faaliyetleri ve arazi kullanım değişiklikleri gösterildi.
TEMA Vakfı, doğal meraların azalmasıyla birlikte mevcut alanlar üzerindeki baskının da arttığını, bunun hem ekosistem bütünlüğünü hem de gıda güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti.
Gıda Güvenliği ve Kırsal Ekonomi İçin Kritik Rol
Meraların ekonomik açıdan da stratejik bir öneme sahip olduğu belirtilirken, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığın büyük ölçüde bu alanlara bağlı olduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, Türkiye’de meraların yaklaşık yüzde 70’inin düşük verimli, bozulmuş ve yeterli bitki örtüsünden yoksun olduğu bilgisi paylaşıldı. Bu durumun yem maliyetlerini artırdığı, hayvanlarda beslenme yetersizliklerine yol açtığı ve kaba yem açığını büyüttüğü ifade edildi.
Ayrıca meraların iyileştirilmesinin hem üreticiyi destekleyeceği hem de kırsal yaşamın sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Biyolojik Çeşitlilik İçin Yaşamsal Ekosistem
Meraların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından da kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Küçük bir mera alanında bile onlarca farklı bitki türünün bir arada bulunabildiği ifade edildi.
TEMA Vakfı, meraların böceklerden kuşlara ve memelilere kadar çok sayıda canlı için yaşam alanı sunduğunu, buna rağmen ormanlara kıyasla daha az koruma gördüğünü vurguladı.
Yasal Çerçeve Var, Ancak Baskı Artıyor
Türkiye’de Mera Kanunu ile yasal koruma sağlandığı belirtilse de, enerji, madencilik, turizm ve farklı arazi kullanım taleplerinin meralar üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.
TEMA Vakfı, son yıllarda yapılan bazı yasal düzenlemelerin de doğal alanlar üzerindeki baskıyı büyüttüğünü belirterek, özellikle zeytinlikler, ormanlar ve tarım alanlarıyla birlikte meraların da risk altında olduğuna dikkat çekti.
“Meraları Korumak Geleceği Korumaktır”
Açıklamada, TEMA Vakfı’nın kurucu onursal başkanları Hayrettin Karaca ve A. Nihat Gökyiğit’in de mera ıslah çalışmalarına büyük önem verdiği hatırlatıldı.
TEMA Vakfı açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Vakfımızın ilk projelerinden biri mera ıslah çalışmalarıydı. Bugün çölleşme ve kuraklıkla mücadelede başarının yolu; mera alanlarının korunmasından, tahrip olmuş alanların iyileştirilmesinden ve sürdürülebilir mera yönetiminin yaygınlaştırılmasından geçiyor. Meraları korumak yalnızca bugünün üretimini değil; su varlığımızı, gıda güvenliğimizi ve biyolojik çeşitliliğimizi de korumaktır. Bu nedenle tüm karar vericileri, yerel yönetimleri ve toplumun tüm kesimlerini doğal meraların korunması ve iyileştirilmesi için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.”
#Yalovanedio #haberler #yalova #yalovadanhaber
Yalovanedio.com Haber Ajansı