TÜİK’e göre tüketici fiyatlarının Eylül ayında yüzde 1,84 arttığını, yıllık enflasyonun ise yüzde 29,73 olarak gerçekleştiğini belirten Becan, iktidarın rakamları “enflasyon düşüyor” diyerek başarı hikâyesine çevirmeye çalışacağını söyledi.
Vatandaşın yaşadığı hayatın, açıklanan rakamlardan çok daha farklı olduğunu kaydeden Becan, “Çünkü mesele yalnızca enflasyon oranının kaç olduğu değildir. Asıl mesele, vatandaşın gelirinin karşısında fiyatların nereye geldiğidir. Emekli, işçi, memur, esnaf ve çiftçi her gün daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalırken, gelirleri aynı hızda artmıyor. İnsanlarımız artık ay sonunu getirmeyi değil, ayın ortasında parasının neden bittiğini düşünüyor” ifadelerini kullandı.
Vatandaşın Alım Gücü Ne Olacak?
TÜİK verilerinde konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda yıllık artışın yüzde 39,99’a ulaştığına dikkat çeken Becan, ulaştırmada yıllık artışın yüzde 35,10, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise yüzde 27,62 olduğunu belirtti. Becan, “Bunlar vatandaşın hayatında doğrudan karşılığı olan harcamalar. Ev kirası, elektrik faturası, ulaşım gideri ve mutfak masrafı ertelenebilecek harcamalar değildir” dedi. İktidarın “enflasyon düşüyor” diyebileceğini ifade eden Becan, “Peki vatandaşın alım gücü ne olacak? Market alışverişi küçülen, faturalarını ödemekte zorlanan, kirasını düşünerek yaşayan emekliye, maaşı daha cebine girmeden eriyen çalışana ne diyeceksiniz?” diye sordu.
“Vatandaşın İhtiyacı Cebine ve Sofrasına Yansıyan Gerçek Ekonomik İyileşmedir”
Türkiye’nin temel sorununun vatandaşın daha az harcaması değil; üretimin güçlendirilmesi, maliyetlerin düşürülmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi olduğunu vurgulayan Becan, şunları söyledi:
“Enflasyonla mücadele adı altında ücretleri baskılamak, emekliyi, işçiyi, memuru ve dar gelirliyi daha fazla yoksullaştırmak çözüm değildir. Vatandaşın sofrasından tasarruf ederek, çocuklarının eğitiminden kısarak, sağlığını erteleyerek enflasyonla mücadele edilemez. İnsanlarımızın yaşam standardını düşürerek fiyat istikrarı sağlanamaz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak enflasyonun yalnızca rakamlarda düşmesini değil, vatandaşın hayatında düşmesini istiyoruz. İnsanlarımız markete gittiğinde daha az para ödemeli, emeklimiz maaşını aldığı gün ay sonunu düşünecek hale gelmemeli, çalışanlarımız ücretleriyle insanca yaşayabilmelidir. Ekonominin bütün yükünü dar gelirlinin sırtına yükleyen anlayıştan vazgeçilmelidir. Üretimi artıran, istihdamı güçlendiren, çiftçiyi ve sanayiciyi destekleyen, maliyetleri düşüren ve adil bir vergi düzeni kuran politikalar uygulanmalıdır. Buradan iktidara açıkça söylüyorum: Vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıyı yalnızca istatistiklerle açıklayamazsınız. Enflasyonun düştüğünü söylemek, vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmüyor. Türkiye’nin ihtiyacı rakamlarla oynanan bir başarı hikâyesi değil, vatandaşın cebine ve sofrasına yansıyan gerçek bir ekonomik iyileşmedir.”
TE Bilişim, yepyeni Elegant temasıyla sizleri buluştururken, sadelik ve modernizmi bir araya getiriyor. Şatafattan kaçınıyor ve insanlara haber okuyabilecekleri bir altyapı sunuyor.
Bu bağlantı sizi https://www.yalovagazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.