Merhamet İnsanın Karakterini Nasıl Şekillendirir?
Merhamet İnsanın Karakterini Nasıl Şekillendirir?
Psikolojik Danışman ve Yazar Kübra Karahanoğlu, merhametin insanın empati, vicdan ve ahlaki gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurgulayarak, özellikle…

Merhametin doğuştan gelen bir özellik olmanın ötesinde öğrenilip geliştirilebileceğini belirten Karahanoğlu, “Merhamet acımak değil, acıtmamaktır” dedi.

Karahanoğlu açıklamasında,

“Merhamet, sadece diğerlerinin acısını hissetmeyi değil o acı karşısında sorumluluk alabilmeyi de ifade eder. Peki merhamet doğuştan mı gelir, yoksa sonradan da öğrenilir mi? Bir çocuğun hayvanlarla kurduğu ilişki, empati ve vicdan gelişimini nasıl etkiler? İnsan, kendisinden hiçbir karşılık beklemeyen bir canlıya gösterdiği şefkatle kendi kişiliğini de dönüştürebilir mi? Bu soruların cevabını Psikolojik Danışman ve Yazar Kübra Karahanoğlu ile konuştuk.

Merhamet sadece iyi insan olmanın göstergesi olarak değil insanın kişiliğini, vicdanını, ilişkilerini ve dünyaya bakışını şekillendiren psikolojik bir özellik olarak ele alınabilir. Kübra Karahanoğlu, sadece insanlarla ilişkilerin değil özellikle hayvanlarla kurulan ilişkilerin de merhamet ve vicdani gelişim üzerinde etkisi olduğunu belirtiyor.

Merhamet, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin yansıması mıdır?

Merhamet, insanın en eski duygularından biridir. Merhameti sadece duygusal bir yakınlık olarak değerlendirmek çok yüzeysel kalır. Çünkü merhamet; empati, vicdan ve ahlaki gelişimle ilişkilidir. Haliyle insanın kendiyle kurduğu ilişkinin de önemli bir yansımasıdır. Çünkü insanın kendine nasıl davrandığı, başka bir canlının acısını nasıl algıladığını ve bu acı karşısında nasıl bir tutum sergilediğini etkiler. Kendi kırılganlığını görebilen, hata yaptığında bunu fark edebilen, aynı zamanda kendini değersizleştirmeyen, acının da var olmanın bir parçası olduğunu görebilen biri diğerlerine karşı daha anlayışlı olur. Çünkü kendi duygusunu tanıyan kişi, bu duyguyu bir başkasında gördüğünde de tanır. Ancak kendini sürekli güçlü olmaya zorlayan ya da güçlü algılayan, gücü de sertlikle özdeşleştiren kişi güçsüzlüğü zaaf, merhameti zayıflık olarak görür. Haliyle başkasının güçsüzlüğü ya da muhtaç olma hali, onun için küçümsenebilir bir durum olur. Elbette kişinin kendine merhamet göstermesi, diğerlerine de her zaman merhametli olacağı anlamına gelmez. Kişi, kendini tanıyıp anlayabilirken diğerlerine karşı duyarsız olabilir. Bu durum, merhametin sadece iç dünyamızla değil diğerlerini bizden bağımsız bir varlık olarak kabul edebilmemizle ilgili olmasındandır.

Bu durumda merhameti sadece kendimize benzeyenlere mi gösteriyoruz?

Bir insanın karakterini anlamak için sadece söylediklerine ya da diğerleriyle ilişkilerine bakmak yeterli değildir. Çünkü diğerleriyle kurduğumuz ilişkilerde duygusal bağlarımız da belirleyici olur. Bağımız olmayanlara ve bizden farklı özelliklere sahip olanlara yaklaşımımız, hakkımızda daha çok fikir verir. Hatta bazen cevap karşılık alamayacağımız bir canlıya nasıl davrandığımızda dahi saklı olabilir. Örneğin; yolda düşen ya da ihtiyaç duyan birine yardım etmek toplumsal bir beklentidir. Ancak aynı yolda bir köşede uzanmış aç ve hasta bir hayvana yardım etmek aynı ölçüde bir beklenti oluşturmaz. Burada sorulması gereken ve merhametin vicdan sınırlarına hangi durumlarda takıldığını fark ettirecek soru şudur: “İkisi de yardıma muhtaç bir insan ve bir hayvan gördüğümüzde içimizde uyanan duygu nedir ve çoğu zaman bizi durduran şey o canlının yaşamına karşı hissettiğimiz sorumluluk mudur?”

Peki, bir hayvana gösterdiğimiz şefkat bize insanlığımız hakkında ne söyler?

Hayvanların da insanlar gibi bilinci ve duyguları vardır. Bizim gibi fiziksel ve duygusal acı çekerler. Onların da farkındalıkları olduğunu görmek, açlıklarını ve ihtiyaçlarını anlamak, kendi dışımızdaki bir yaşamı değerli görebilme kapasitemizi gösterir. Özellikle bize toplumsal açıdan bir karşılık sunmayan bir canlıyla kurduğumuz ilişkide beklentiler de sınırlıdır. Bu bağlamda karşılık beklemeden sorumluluk alabilmek insanlığımız hakkında fikir veren durumlardan biridir. Bu sorumluluğu çocuklarda rahatlıkla görebiliyoruz. Evde bir arada yaşadığı kediye sarılan, bakımını üstlendiği çiçeği hayatta tutma sorumluluğunu üstlenen bir çocuk kendi dışında bir canlının var olma hakkını önemsemeyi öğrenir. Evden çıkıp toplumsal alanlarda yerini aldıkça orada karşılaştığı diğer canlıların var olma hakları ve sınırları konusunda da hassasiyet gösterir. Empati ve ahlaki duyarlılığı gelişmiş bireylerin var olduğu ortamlarda haliyle insan ilişkileri de sağlıklı olur.

Bir çocuğun merhameti nasıl büyür?

Merhametin kıymeti, insanın kendi varlığını merkeze almadan diğerlerinin ihtiyaçlarına duyarlı olmasındadır. 2023 yılında yapılan ve yirmi dokuz araştırmanın değerlendirildiği sistematik bir derleme, çocuk ile hayvan arasındaki bağın gücünü empati, yaşam kalitesi gibi birtakım psikososyal göstergelerle olumlu ilişkilendiriyor. 2024 yılında da insanlar ve hayvanlar arasındaki etkileşimleri inceleyen disiplinler arası ve hakemli uluslararası bir akademik dergi olan Anthrozoös’te yayımlanan meta-analizde hayvanlarla etkileşim ile empati ve prososyal davranışlar arasında pozitif bir ilişki bulunuyor. Bu çalışmalar, hayvanlarla etkileşimin diğer insanlara yönelik duyarlılıkla da ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Ayrıca yine yapılan birçok deneysel araştırma, merhametin sadece doğuştan gelen bir özellik olmadığını, uygun eğitim ve yönlendirmelerle desteklenebileceğini gösteriyor. Burada şöyle bir soru karşımıza çıkabilir: “Bir hayvana duyulan sevgi mi insanı merhametli yapar, yoksa onun sorumluluğunu üstlenmek mi?” Sorumluluk bilincinin kişilik gelişimi üzerindeki önemini biliyoruz. Hayvan sevgisi ile merhamet aynı şey değildir ancak onun sorumluluğunu almak merhametin önemli bir parçasıdır. Çocukların dürüst, iyi ve merhametli olmasını dilerken onları bu vasıflara sahip örneklerle ve sorumluluklarla büyütmek önem taşıyor. İster insan ister hayvan ister ağaç olsun, kendi dışında bir canlının yaşam hakkını kavramak bu vasıfların alt yapısını oluşturuyor. Bunu destekleyecek etki de trafikte beklemek, sırayı bozmamak, ihtiyacı olana destek olmak, bir hayvanın su kabını doldurmak, kurumuş bir toprağa su vermek gibi küçük görünen davranışlarda saklıdır. İnsan sadece kendisi için değil diğerleri içinde sorumluluk hissettiğinde iyi şeyler konuşabiliriz. Elbette o meşhur ve yaygın alıntının verdiği mesajı da kavrayarak: “Merhamet acımak değil acıtmamaktır.” ifadelerine yer verdi.

TE Bilişim, yepyeni Elegant temasıyla sizleri buluştururken, sadelik ve modernizmi bir araya getiriyor. Şatafattan kaçınıyor ve insanlara haber okuyabilecekleri bir altyapı sunuyor.

Bu bağlantı sizi https://www.yalovagazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.

Fikret MAZI
Official Verified Account

Yalova'nın En Hızlı Gazetecisi! / İHBAR HATTI / +90 551 207 34 15

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Yorumlar

https://yalovanedio.com/assets/images/user-avatar-s.jpg

0 comment

Write the first comment for this!

Facebook Yorumları

Disqus Yorumları