Yalova’da Deprem, Sahipsiz Projeler ve Kaçak Yapı Uyarısı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yalova İl Temsilcisi Mimar Safa Uygun, Yalova’nın depremselliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve şehir genelindeki kaçak yapılaşmaya karşı yetkililer ile vatandaşlara uyarılarda bulundu.

Yalova Gazetesi’ne konuk olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yalova İl Temsilcisi Mimar Safa Uygun, Atatürk İlkokulu arazisine dair tartışmalara katılarak görüşlerini açıklamış, daha sonra da Yalova’daki kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak “Yeni Yalova”nın nasıl inşa edilmesi gerektiğine yönelik vizyonunu ortaya koymuştu. Yalova’yı yakından ilgilendiren meseleler üzerine değerlendirmelerde bulunan İl Temsilcisi Uygun’dan Yalova Gazetesi’ne yeni açıklamalar geldi.

Yalova’daki deprem gerçeği ve bununla mücadele konusunda düşüncelerini paylaşan Uygun, mimarlık alanında “sahipsiz projeler” olarak tanımladığı soruna dikkat çekti. Açıklamalarını sürdüren İl Temsilcisi Uygun, son yıllarda giderek daha fazla tartışılan kaçak yapılaşmaya ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak Yalova halkına çağrı yaptı.

“Alınan kararlar muhafaza edilmeli”

Tüzüğü gereğince mimarlık ve mühendislik alanlarında faaliyet gösterme zorunlulukları bulunduğunu belirten İl Temsilcisi Uygun, bu doğrultuda vatandaşlardan da belli beklentileri olduğunu dile getirerek Yalova’nın depremle olan ilişkisi üzerine açıklamalarda bulundu. Yalova’nın yaklaşık 20 yıl önce Türkiye’deki deprem mevzuatının önünde olacak şekilde proje kabullerini yapmaya başlamış bir kent olduğuna dikkat çeken İl Temsilcisi Uygun, “Aldığımız doğru kararlar var. Örneğin perde zorunluluğu, asma katın yasaklanması, beton sınıfının yükseltilmesi ve nihayetinde tamamen radye temele geçilmesi gibi uygulamalar söz konusu. Ayrıca son 15-20 yılda zemin değerlendirmeleriyle beraber çok daha komplike projeler yapmaya başladık. Bunlar kentimiz, depremsellik ve dirençli kentlerin oluşturulması açısından çok değerli kazanımlardır. Ancak dediğimiz gibi, sadece yetkililerden belli taleplerimiz olmayacak. Yetkililerden bu konudaki isteğimiz şudur: Plan notlarında aldığımız bu kararlar konusunda ısrarcı olunması ve bunların muhafaza edilmesi gerekiyor. Kontrol safhasında da çok ciddi, kararlı ve titiz bir şekilde denetim yapılmalı. Bunun da şu anda büyük ölçüde yapıldığını düşünüyoruz. Umarım bu hassasiyet bundan sonra da devam eder ve herhangi bir zeval gelmez” şeklinde konuştu.

“Yalova’da projeyi hiç görmeden imza atan bir grup var”

17 Ağustos Depremi’nin 27. yıl dönümünü yakın zamanda andıklarını belirten İl Temsilcisi Uygun, “Bakınız, bir yandan kamusal alanda düzenlemeler ve denetimlerle alakalı birçok karar alınırken, diğer yandan kentsel dönüşüm konusunda da önemli adımlar atılmaya çalışılıyor. Ancak bazı noktalarda bu kazanımları bozuyoruz. Bizim burada yaptığımız analizlerde üç önemli husus var. Bunlardan bir tanesi kuşak kopması. Yani Yalova’da yaşanan büyük depremlerle oluşan deprem bilinci, yeni kuşaklarla birlikte maalesef kaybolmakta” dedi ve deprem bilincinin kaybolmaya başladığı uyarısında bulundu.

Deprem bölgesinde görev yapan mimarların “sahipsiz projelerden” dolayı şikâyetçi olduğunu söyleyen İl Temsilcisi Uygun, “Normal şartlarda bir üst yapının tasarlanma süreci şu şekildedir: Öncelikle gerekli harita ve diğer teknik evraklarla birlikte bilgisayar ortamında mimari tasarım gerçekleştirilir. Ardından multidisipliner bir anlayışla, inşaat mühendisliği açısından taşıyıcı sistem ve diğer mühendislik kalemleri, zemin değerleriyle birlikte değerlendirilerek proje tasarlanır. Bu süreçlerin her birinde, masa başında imza atan ilgili müelliflerin de bulunması ve sürece dahil olması gerekir. Ancak şu anda bize gelen şikâyetler ve edindiğimiz izlenimlere göre, ekonomik buhranla da kısmen ilintili olarak farklı bir usulün ortaya çıktığını görüyoruz. Projeyi yapan bir oluşum var, projeyi fason bir şekilde üstlenen başka bir oluşum var. Ardından, hiçbir şekilde projeyi görmeden, örneğin kent dışından gelip Yalova’daki bir projeyi imzalayan gruplarla karşılaşabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Önlem alınmazsa korkutucu boyutlara ulaşabilir”

Söz konusu projelerin belediyelerden onaylanarak geçtiğini belirten İl Temsilcisi Uygun, “Ben de burada yurttaşlara ve kamuoyuna şunu sormak istiyorum: Bir projede masa başında mimarın, masa başında inşaat mühendisinin oturması ve gerekli imzaların atılması, o yapının dirençli ve mukavemetli olduğu anlamına mı geliyor? Hayır efendim. Bir üst yapının yapım aşaması sadece projeden ibaret değildir. Müellifin koordine ettiği saha süreci de bunun içerisindedir. Sahada anlaşılamayan bir detayla alakalı soru geldiğinde, mimari veya mühendislik açısından ilgili müelliflerin, yani yalnızca imzacının değil, projeyi gerçekten tasarlayan kişilerin bizzat sahayla koordineli ve senkronize bir şekilde cevap vermesi gerekir. Mühendislik ve mimarlık bunu gerektirmektedir. Biz şu anda bu tarafta problem yaşıyoruz. Depremsellik boyutuyla alakalı olarak kentimizde bu husus şu anda bize ciddi anlamda korku vermektedir. Peki, bu uygulama ne kadar ciddi sonuçlara sebep olabilir? Bu uygulama ne kadar yerleşmiş durumda? Ben bu konuda çok korkutucu konuşmak istemiyorum. Ancak bir yerde bunun başlangıcı yapıldıysa ve bir yerde bir suç başlangıcı olduysa, ki bizim tanımladığımız şekliyle bu bir suçtur, bunun sayısının zaman içerisinde çok daha fazla artabileceğini düşünüyorum” dedi.

“Tüm kalemler multidisipliner bir şekilde değerlendirilerek proje tamamlanmalı”

Projeleri tasarlayan mimar ile masa başında imza atan mimarın aynı kişi olmaması durumunda kent estetiğine dair sorunların ortaya çıktığını belirten İl Temsilcisi Uygun, “Dışarıdan gelen bir kişi, herhangi bir ciddi mali kazanç dahi gütmeden bu projeye imza atıyor. Kentte hiçbir ilişkisi yok. Yerellik bağlamında hiçbir şeyi düşünmüyor. Sorumluluğu var ama umurunda değil. Yapının yol aksıyla, ana arterlerle, güneşle, çevresiyle ve sosyal donatı alanlarıyla ilişkisini dikkate almıyor. Kent umurunda değil. Ve bu yapılar şu anda bizim kentimizde konumlanıyor. Peki, bu ne demek? Biz hep şunu iddia ediyoruz: İyi, nitelikli bir mimarlığın yapılmadığı kentte turizm her zaman topaldır. Çünkü bunun gelecekte, uzun vadede bize ciddi sıkıntılar çıkaracak bir husus olduğunu düşünüyoruz. Mimarlar Odası olarak dirençli kentlerle alakalı bu konuyu oldukça önemli görüyoruz” şeklinde konuştu.

Bu kapsamda çözüm önerileri getiren İl Temsilcisi Uygun, “Takdir edersiniz ki bu süreç ilerliyorsa, demek ki hukuki yönden bu iş yeterince kontrol altına alınamamış. Biz bu çıkarımı yapıyoruz. Günün sonunda kent, belli paydaşların masa başında oturduğu bir organizmadır. Buradan biz yurttaşlara sesleniyoruz: Lütfen mimarlık konuşulurken masanın başında mimar otursun. Taşıyıcı sistem konuşulurken masanın başında, masanın bir paydaşı olarak inşaat mühendisi bulunsun. Tüm kalemler multidisipliner bir şekilde değerlendirilerek proje tamamlansın. Bu durumda hem depremsellik konusunda dirençli kentlere sahip olacağız hem de estetik kaygıları gözetilen, iyi planlanmış ve uyumlu bir şehirde yaşamımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Kaçak Yapılaşma Depremin Sonuçlarını Artırıyor mu?

Yalova’da son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen kaçak yapılaşma ile ilgili değerlendirmelerde bulunan İl Temsilcisi Uygun, “Bir defa, önceki değerli Valimizin döneminde başlatılan ve şu anda da devam ettiğini bildiğim bir mücadele var. Değerli Meclis Başkanımız da yakın zamanda bundan bahsetti. Yalnızca İl Özel İdaresi sınırları içerisinde sıfırdan yapılan yapılarda değil, diğer yapılarda da kaçak yapılaşmayla mücadele yürütülüyor. Ama bizim kent içerisinde aslında kaçak yapıyla alakalı başka bir tespitimiz var. Peki, bu tespite bizi ne itti? Normalde oda olarak birincil görevimizin yurttaşları uyarmak olduğunu düşünüyorum. Ancak bizi korkuya sevk eden husus şu oldu: 1999 depremini yaşayanlar bilecektir. İnsanı uykudan uyandıran, yürütmeyen bir frekansı, çok ciddi bir deprem gücü vardı. Ben açık söyleyeyim. Venezuela’daki depremin görüntülerini izleyince, çünkü deprem gündüz meydana geldi ve daha fazla görüntü servis edildi, biz aynı korkuyu tekrar yaşadık. Aynı ürpertiyi hissettik. Ama teknik yönden başka bir tahlil de yaptık. Venezuela depreminde benzerlik görecek misiniz bilmiyorum. İki katlı olarak planlanmış yapıların üzerinde plansız, kontrolsüz, yani ruhsatlı yapıya sonradan eklemlenen yapılar vardı. Bu yapıların birçoğunda, yani yedi katlı binanın üzerinde olan da iki katlı binanın üzerinde olan da dahil olmak üzere, bu küçük kaçak yapıların tamamında yıkılma mekanizması görüldü” dedi.

“Kaçak yapılaşmada çözüm yurttaştadır”

Yalova’da ruhsatlı yapılara sonradan eklemlenen kaçak yapıların olduğunu dile getiren İl Temsilcisi Uygun, “Bakınız, Türkiye’nin en dar, en küçük akslarına sahip kentlerinden biri Yalova’dır. Yalova’nın hafızasında deprem her zaman gece olacakmış gibi bir algı var. Arterlerde bir yoğunluk olmayacağı düşünülüyor. Ama hayır. Umuyorum ki büyük bir depreme şahit olmayız. Umuyorum ki bu periyot artık bozulmuştur. Ancak şunu gözlemleyebiliriz: Olası bir depremde, birçok arterimizde bu kontrolsüz yapıların yıkılma mekanizması göstermesi ve arterleri kapatması söz konusu olabilir. Buradan uyarımız şu: Takdir edersiniz ki birçok kamu kurumunun olası bir depremle ilgili bir projeksiyonu vardır. Burada maalesef hasar alması beklenen yapılarımız var. Daha mukavim yapılarımız var. Ancak bakınız, bu kontrolsüz yapılar söz konusu projeksiyonlara girmemektedir. Tahminimiz bu yöndedir. Peki, ben olası bir depremde bu kaçak yapıların yıkılarak arterleri kapatmasını ve insanların, ekiplerin ya da acil yardım araçlarının daha rahat geçişini engellemesini neden bekleyeyim? Bu ciddi bir sorumluluktur. Öte yandan, olası bir can kaybına sebebiyet verecek bu yapılarla neden mücadele etmeyelim? Bu bağlamda, efendim, çözüm yurttaştadır” şeklinde konuştu.

“Sadece yetkili kurumlara topu atmak doğru olmaz”

Kaçak yapılaşmanın Yalova’da acı sonuçlar doğurabileceğini söyleyen ve Yalova halkına çağrı yapan İl Temsilcisi Uygun, “Yine bir kentin turizm iddiası varsa, kent estetiği konusunda bir kaygısı ve hedefi varsa durum açık ve nettir. Çoğu makaleyi araştırabilirsiniz. Kaçak yapılaşmanın olduğu bir kentte turizm açısından ciddi bir kayıp ve turistin kente bağlanması konusunda bir problem vardır. Bırakın turisti, kentlinin o kente güven ve aidiyet duyma konusunda dahi problemi ortaya çıkar. Bu bağlamda kaçak yapılaşma, şu anda kent estetiğiyle alakalı başlı başına problemlerimizden bir tanesidir. Peki, bu durum dönüşemez mi? Elbette dönüşebilir. Ancak yurttaşlarımızın bu konuda bilinçli olması ve artık doğruyu görmesi gerekiyor.

Bu hususla alakalı yorumumuz ana hatlarıyla bu şekildedir. Yani sadece bu konularda yetkili olan kurumlara topu atmamak gerekir. Aynı zamanda işin başlangıç noktasında, biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve özellikle Yalovalı yurttaşların bu konularda daha bilinçli olması gerekiyor.

Evet efendim, dilerseniz eski Yalova’dan bahsedelim. Tabii, o süreçte yaşlarımız küçük olsa da günün sonunda her bir eski vesikaya ulaşabiliyoruz. Değerli yapılar, değerli projelerle vücut bulur. Bir önceki konuda da bahsettiğim gibi, bu yapılar multidisipliner bir proje anlayışı ve doğru bir proje yönetimi sayesinde ortaya çıkar. Ama bunu devam ettirmek, günün sonunda yurttaşlara aittir. Yurttaşlar bu sürekliliği sağlayacaktır. Biz bu sayede, çokça sevdiğimiz ve her fırsatta altını çizdiğimiz şekilde, iyi akort edilmiş bir şehre sahip olabiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.

TE Bilişim, yepyeni Elegant temasıyla sizleri buluştururken, sadelik ve modernizmi bir araya getiriyor. Şatafattan kaçınıyor ve insanlara haber okuyabilecekleri bir altyapı sunuyor.

Bu bağlantı sizi https://www.yalovagazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.

https://www.yalovagazetesi.com/yalovada-deprem-sahipsiz-projeler-ve-kacak-yapi-uyarisi