KENEVİRDEN KAĞIDA KAĞITTAN SANATA

YALOVA’DA 281 YILLIK HİKAYE YENİDEN YAZILDI Yalova’da düzenlenen 2. Uluslararası Yalova Kağıt Festivali, yalnızca 281 yıllık Yalova kağıt mirasını sanatla buluşturmadı. Festival kapsamında düzenlen…

YALOVA’DA 281 YILLIK HİKAYE YENİDEN YAZILDI

Yalova’da düzenlenen 2. Uluslararası Yalova Kağıt Festivali, yalnızca 281 yıllık Yalova kağıt mirasını sanatla buluşturmadı. Festival kapsamında düzenlenen panelde, Türklerin Çinlilerden önce kâğıt üretmiş olabileceğine ilişkin araştırmalar gündeme taşınırken, kenevirin kâğıt, kozmetik, kimya, tekstil, sanayi ve inşaat gibi birçok alandaki kullanım potansiyeline dikkat çekildi. Sanatçı Hikmet Barutçugil, “Kenevir meselesi çok önemli. Türkiye’nin ekonomisine büyük değerler katacak bir ürün” dedi.

 

 

Haber / Zeynep TAŞTAN

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1745 yılında İbrahim Müteferrika ile başlayan 281 yıllık kâğıt hikâyesi, 18-20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 2. Uluslararası Yalova Kâğıt Festivali ile yeniden gündeme geldi. Yalova Belediyesi koordinasyonunda, Yalova Ticaret ve Sanayi Odası ile Yalova İl Özel İdaresi’nin paydaşlığında, sanatçı Suna Koçal’ın festival komisyon başkanlığında gerçekleştirilen festival; sergi, panel, atölye ve 21 stantla üç gün boyunca sanatçıları, akademisyenleri ve sanatseverleri bir araya getirdi. Festivalin en dikkat çekici başlıklarından biri ise kenevirden geleneksel yöntemlerle üretilen Yalova kâğıtlarının sanatla buluşması oldu. İbrahim Müteferrika Kâğıt Müzesi tarafından üretilen kenevir kâğıtları, 115 sanatçıya gönderildi. Sanatçılar aynı malzemeyi kendi sanat anlayışları doğrultusunda yorumlayarak farklı eserler ortaya çıkardı.

KENEVİR, YALOVA’DA SANATIN MALZEMESİNE DÖNÜŞTÜ

Festivalin en dikkat çekici çalışmalarından biri, İbrahim Müteferrika Kâğıt Müzesi’nde geleneksel yöntemlerle üretilen kenevir kâğıtlarının 115 sanatçıya gönderilmesi oldu. Farklı disiplinlerden sanatçılar, kendilerine ulaştırılan Yalova kâğıtlarını kendi sanat anlayışları doğrultusunda yorumladı. Böylece aynı doğal liften üretilen kâğıt, birbirinden farklı sanat eserlerine dönüştü. Festival Komisyon Başkanı ve Serginin Küratörü Suna Koçal, çalışmanın yalnızca geçmişteki bir üretim yöntemini sergilemekten ibaret olmadığını, kâğıdın yaşayan bir kültür ve sanat alanı olarak ele alınmasını hedeflediklerini vurguladı. Koçal, Yalova’nın kâğıt geçmişinin İbrahim Müteferrika ile sınırlı bir tarihsel bilgi olarak kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, 281 yıllık mirasın günümüz sanatçıları tarafından yeniden yorumlanmasının Yalova Kâğıdı’nın geleceği açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. Koçal’ın küratörlüğünde hazırlanan sergide, kenevirden üretilen Yalova kâğıdı farklı sanat disiplinlerinin ortak malzemesine dönüştü. Resim, ebru, tezhip, hüsn-i hat, kaligrafi, linol baskı ve çağdaş sanat uygulamaları aynı kâğıt üzerinde buluştu. Sergide Devrim Erbil, İsmail Acar, Fuat Güner ve Özdemir Erdoğan gibi sanatçıların çalışmalarının yanı sıra UNESCO Türkiye’de Yaşayan İnsan Hazineleri Listesi’nde yer alan Hikmet Barutçugil, Fuat Başar, Dürdane Ünver ve Nilgün Gencer ile birlikte toplam 115 sanatçının eserleri yer aldı.

‘TÜRKLER ÇİNLİLERDEN ÇOK ÖNCE KAĞIT YAPMIŞ OLABİLİR’ İDDİASI

Festival kapsamında Yalova Kent Müzesi’nde gerçekleştirilen “Bir Kenevir Lifi, Binbir Sanat; Bir Kâğıt, Binbir İfade” başlıklı panelde, kâğıdın tarihsel yolculuğu da masaya yatırıldı. Suna Koçal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Hikmet Barutçugil, Fuat Başar ve Dr. Mustafa Küçük konuşmacı olarak yer aldı. Sanatçı Hikmet Barutçugil, panelde kâğıdın tarihine ilişkin kendisine ulaşan yeni bir araştırmadan söz ederek, Türkistan bölgesindeki erken kâğıt üretimine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Barutçugil, 1978 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada Türkistan bölgesinde Çinlilerden çok daha önce kâğıt yapıldığına ilişkin bulguların ortaya konulduğunu belirterek şöyle konuştu: “Kağıt konusunda yeni bir araştırma elime geçti. Bir Amerikalı araştırmacının makalesi bir dergide yayımlandı. Orada 1978'de yapılan bir araştırmada Çinlilerden çok daha önce Türkistan bölgesinde kâğıt yapıldığı bulundu.” Barutçugil, söz konusu üretimde dut ağacının soymuklarının kullanıldığına ilişkin araştırmadan bahsederek, liflerin “kakat” adı verilen ahşap bir çekiçle dövülerek keçeleştirildiğini anlattı. Bu bulguların kâğıdın tarihine ilişkin bilinen anlatıların yeniden araştırılması açısından önemli olduğunu belirten Barutçugil, “Yani biz Türkler, Çinlilerden çok önce kâğıt yapmışız. Bu tarihi açıdan önemli” ifadelerini kullandı.

KENEVİRİN GELECEĞİ DE KONUŞULDU

Panelin bir diğer önemli konusu ise kenevirin kâğıt üretimi ve farklı sektörlerdeki kullanım potansiyeli oldu. Kenevirin yalnızca kâğıt üretiminde değil, kozmetik, kimya, tekstil, sanayi ve inşaat gibi çok farklı alanlarda kullanılabildiğine dikkat çeken Barutçugil, kenevirin Türkiye açısından ekonomik bir potansiyel taşıdığını ifade etti. “Bu kenevir meselesi çok önemli. Türkiye’nin ekonomisini ihya edecek, büyük değerler katacak bir ürün” diyen Barutçugil, kenevirin hızlı üretim döngüsünün kâğıt ham maddesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kenevirin uyuşturucu özelliği bulunmayan türlerinin de olduğunu belirten Barutçugil, Türkiye’de kenevir üretiminin geçmişteki kullanım alanlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

 ‘KAĞIT MEFT GİBİDİR, SANAT ONU YENİDEN CANLANDIRIR’
Panelde kağıdın sanatla ilişkisi de ele alındı. Dr. Mustafa Küçük, kâğıdın yalnızca üzerine yazı yazılan bir malzeme olmadığını belirterek, geleneksel sanatların kâğıda yeni bir hayat verdiğini ifade etti. Küçük, “Kâğıt meft gibidir yani ölü gibidir. Ölüler azizdir bizim dinimizde, yakılmaz. Kalem ve yazılan o şey de kâğıdı canlandıran ruh gibidir. Kat’, ebru, tezhip gibi sanatlar o kâğıdı yeniden canlandırır. Kâğıdı ebedi kılan şeydir” dedi. Osmanlı arşivlerinde farklı özelliklere sahip çok sayıda kâğıt türünün kullanıldığına da dikkat çeken Küçük, kâğıdın tarih boyunca bilginin ve kültürün aktarılmasındaki rolüne vurgu yaptı.

YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ FUAT BAŞAR’DAN YALOVA’YA ÖVGÜ

UNESCO Türkiye’de Yaşayan İnsan Hazineleri Listesi’nde yer alan Fuat Başar ise kağıdın önemine vurgu yaparak Yalova’da yapılan böylesi bir çalışma içerisinde yer almaktan dolayı mutluluğunu dile getirdi. Kâğıdın medeniyetlerin bilgi ve kültür birikimini kuşaktan kuşağa taşıyan en önemli araçlardan biri olduğunu vurgulayan Başar, Yalova’nın kâğıt tarihindeki özel konumuna dikkat çekti. Başar, “Böylesine köklü bir mirasın sanat aracılığıyla yeniden görünür hale getirilmesinden dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz. Medeniyet elçisi olan kağıda Yalova adeta başkentlik yapıyor” diyerek festivalin önemli bir kültür çalışması olduğunu belirtti.

YALOVA’DA 1745’TEN BUGÜNE UZANAN KÂĞIT HİKÂYESİ

Festival, Yalova’nın kâğıt tarihini de yeniden gündeme taşıdı. 1745 yılında İbrahim Müteferrika tarafından Yalova’da kurulan kâğıt imalathanesi, kentin 281 yıllık kâğıt hikâyesinin temelini oluşturuyor. Festival kapsamında bu tarihsel miras, geleneksel üretim yöntemleri, doğal lifler ve çağdaş sanatla yeniden yorumlandı. Yalova Kent Müzesi’nde düzenlenen sergide kadim Türk sanatları ve çağdaş görsel sanatların yanı sıra edebiyat, fotoğraf sanatı ve müzik de kâğıt etrafında buluştu. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan 21 stantta ise kâğıt sanatı, resim, heykel, ebru, tezhip, karikatür, hüsn-i hat, kaligrafi, cilt, linol baskı ve origami gibi farklı disiplinler ziyaretçilerle buluştu. Festival, Yalova’nın 281 yıllık kâğıt mirasını geçmişten geleceğe taşıyan sergi, panel ve atölyelerin yanı sıra kenevirin yeniden üretim, sanat ve ekonomi ekseninde tartışıldığı bir buluşma olarak tamamlandı.

https://haberci.com.tr/kenevirden-kagida-kagittan-sanata/