Telekomünikasyon alanındaki büyük değişimler ve teknolojik gelişmelerle birlikte Türkiye’de vatandaşların zaman zaman zarar gördüğü “dolandırıcılık” suçlarının boyutlarına ilişkin olarak ilgili kurum ve kişiler tarafından uyarılar yapılmaya devam ediyor. Yazılı ve görsel medya yoluyla kötü niyetli kişilere karşı dikkatli olunması yönünde yapılan açıklamalar vatandaşlara iletilirken, bu konuda yeni bir vaka daha ortaya çıktı.
1980’li yılların ortalarından itibaren Türkiye’de kanser ve radyasyon konuları üzerine önemli görevler üstlenen, 2020 yılından itibaren Yalova’nın Çınarcık ilçesinde yaşamını sürdüren ve Yalova’daki kanser hastalarının yaşamlarının kolaylaştırılması için faaliyetlerde bulunan Birlikte Kanserle Mücadele Derneği’nin Başkan Yardımcılığı’nı yapan Radyobiyolog Dr. Deniz Öner, dolandırıcıların hedefi oldu.
Kolluk kuvvetlerinden biri olarak tanıtan bir kişi tarafından telefonla arandığını açıklayan Dr. Öner, yaşadığı tecrübeyi Yalova Gazetesi’yle paylaştı. Kendisine ulaşan kişinin hakkında bazı bilgilere sahip olduğunu söyleyen Dr. Öner, son yıllarda gündeme gelen “kişisel verilerin güvenliği” konusuna da parmak basarak yetkilileri eleştirdi ve vatandaşları dikkatli olmaya davet etti.
“Nüfus cüzdanıma ulaşmışlar”
Dolandırıcılık girişiminin detaylarını paylaşan Dr. Öner, “Beni telefonda arayan kişi, kendisini emniyetten, polisten, jandarmadan ya da yargı mensubundan biriymiş gibi tanıttı. Önce, ‘Sizi daha önce emniyet, polis, jandarma veya yargı mensubu olduğunu söyleyen biri aradı mı?’ diye sordu. Ben de ‘Hayır’ dedim. Ardından, ‘Evinizde hiç yabancı uyruklu bir kadın çalıştırdınız mı, bakıcı olarak Türkmenistanlı veya başka bir yabancı uyruklu birini aldınız mı?’ diye sordu. Ben de böyle bir şey olmadığını söyledim. Daha sonra nüfus cüzdanımla ilgili sorular sormaya başladı. ‘Yakın zamanda nüfus cüzdanınızın fotokopisini herhangi bir yere verdiniz mi?’ diye sordu. Ardından, ‘Sizin nüfus cüzdanınızı ele geçirmişler. Fotoğrafınızı değiştirip kendi fotoğraflarını koyarak nüfus cüzdanınızı kullanıp suç işleyen kişiler var’ şeklinde konuştu. Sonrasında da nüfus cüzdanımın fotokopisini nereye verdiğimi tekrar tekrar sordu. Ben de kaymakamlığa vermiştim’ dedim. Ancak konuşmanın ilerleyen bölümünde durum iyice garip bir hal almaya başladı. Bir süre sessizlik oldu. Ardından bana fotoğraflar göndermeye başladı. Fotoğraflarda, yabancı uyruklu olduğu anlaşılan iki kadın, sözde polisler tarafından yakalanmış ve kelepçelenmiş şekilde gösteriliyordu. Daha sonra da önü ve arkası görünen nüfus cüzdanımın bir örneğini göndererek fotoğraftaki yabancı kadını tanıyıp tanımadığımı sordu” şeklinde konuştu.
“İnsanları korkutup telaşlandırarak sağlıklı düşünmesini engellemek istiyorlar”
Dolandırıcılık girişimini fark ettiğini söyleyen Dr. Öner, “Arayan kişiye, bu işler böyle olmaz. Eğer benim nüfus cüzdanım kopyalanarak kullanıldıysa ve bununla bir suç işlendiyse, bana resmi bir tebligat gelir. Ben de gider, gerekli savunmamı yaparım. Bu işler telefon üzerinden olmaz’ dedim. Bunun üzerine bana Yalova’ya ne zaman geldiğimi, en son ne zaman Yalova’da bulunduğumu sormaya başladı. Belli ki hakkımda bazı bilgilere sahipti. İnsan ister istemez bilgilerime bir şekilde ulaşılmış olabileceğini düşünüyor. Hatta e-Devlet bilgilerime de erişebiliyorlarsa nerede yaşadığımı doğrudan öğrenebilirler. Bu bilgilerle daha sonra nasıl bir dolandırıcılık yapmayı planladıklarını veya benden ne isteyeceklerini bilmiyorum” dedi.
Dolandırıcıların yöntemleri hakkında konuşan Dr. Öner, “Amaçlarının insanı korkutmak, telaşlandırmak ve uzun süre telefonda tutarak sağlıklı düşünmesini engellemek olduğunu düşünüyorum. Sürekli aynı konuları sorarak ve farklı iddialar ortaya atarak insanı baskı altında tutmaya çalışıyorlar. Benden ne isteyeceklerini bilmiyorum. Fakat özellikle yaşlı insanları bu şekilde korkutup gerçekten dolandırabileceklerini düşünüyorum. Bu nedenle insanların dikkatli olması adına bir uyarı haberi yapılabileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Kişisel bilgiler dolandırıcıların eline nasıl geçiyor?”
Vatandaşları dikkatli olmaya davet eden Dr. Öner, “İnsanlara mutlaka tebligat üzerinden ulaşılması gerekiyor. Diyelim ki gerçekten bir suç işledim. Bununla ilgili benden savunma istenecekse, beni sorguya çağıracaklarsa bunun bir şekilde resmi kanalla yapılması gerekiyor. Kimse şahsi bir numaradan telefon açıp bu şekilde aramaz. İnsanların bunun farkında olması lazım. Ama buna rağmen ben de biraz gerildim, açık söylemek gerekirse. Şuna gerildim: Nüfus cüzdanı bilgilerimiz bütün dolandırıcıların elinde dolaşabiliyor. Buna biraz sinir oldum. Çünkü bana nüfus cüzdanımın fotokopisini gönderdi. Yani benim nüfus cüzdanı bilgilerim tamamen birilerinin, dolandırıcıların elinde. Sistemin bu kadar güvensiz olması çok kötü. Ben nüfus cüzdanımın fotokopisini kime veriyorum ki? Bankaya veriyorum, kaymakamlığa veriyorum veya başka resmi kurumlara veriyorum. Peki, bu bilgiler nasıl dolandırıcıların eline geçiyor?” sorusunu yönelterek tepkisini dile getirdi.
Geçmişte Dolandırılmış!
Geçmişte yaşadığı bir dolandırıcılık hikâyesinin de olduğunu belirten Dr. Öner, “Evime buzdolabı tamircisi çağırdım. Bu insanları sosyal medyadan buldum. Tabii ki burada hata bendeydi. Arçelik’in gerçek yetkili servisini bulup onun sayfasına girmek yerine, aceleyle internet üzerinden bir tarama yaparak karşıma çıkan kişilerle iletişime geçtim. Geldiler, gerçekten teknik eleman gibi görünen birisi eve geldi ama bana olmadık şeyler söyledi. Sorunu çözmedi. Saçma sapan bir çözüm önerdi ve o gün için benden dünyanın parasını alıp gitti. Daha sonra sorun çözülmediği için kendilerini aradık. İlk telefon görüşmesinden sonra bir sürü farklı telefon numarasına ulaştım. Yazışmalarla beni oyaladılar. Web sitelerini kapatmadan önce bilgilerini almıştım. Daha sonra o bilgiler üzerinden araştırma yaptım ve kim olduklarını buldum. Ancak biz bunlara karşı tüketici olarak resmi kanallardan, yani Tüketici Hakem Heyeti üzerinden hak arayamadık. Çünkü ortada gerçek bir şirket yoktu. Dolandırıcı oldukları için Tüketici Hakem Heyeti üzerinden işlem yapmak mümkün değildi” şeklinde konuştu.
“Ben bu bilinç seviyesinde dolandırılıyorsam, herkes dolandırılabilir”
Dolandırıldıktan sonra işin peşini bırakmadığını belirten Dr. Öner, “O dönemde Tüketici Sorunları Derneği’nin başkanı olan avukat bir arkadaş vardı. Onun genel sekreterini de tanıyordum. Onlarla bağlantıya geçtim. Daha sonra dava açıldı ve suç duyurusunda bulunduk. İlk aşamada takipsizlik kararı verildi. Biz ise tekrar ısrar ettik. Sonunda bu insanlar bulundu ve dört yıl ceza aldılar. Ben uzlaşmadım. Sicillerinde cezalarının bulunmasını istedim. Ben de bu süreçte kısa bir süre teknik eleman gibi çalışmış olan kişilerin peşini bırakmadım. Yani bir şekilde bu işin takipçisi oldum. Hak arama sürecinde adım adım ilerlerken, dernekteki arkadaşlar bana, ‘Gel, sen de yönetim kurulunda ol’ dediler. Ben de bu şekilde derneğe girdim. Daha sonra başkanlık görevine kadar geldim. Yani benim Tüketici Sorunları Derneği Başkanlığım bir dolandırılma hikâyesiyle başladı. Bu hikâyeyi de her yerde anlattım. Ben bundan utanmam. Hatta bir arkadaşım, ‘Senin gibi doktoralı birisi dolandırıldığını neden çıkıp anlatıyor?’ diyordu. Ben de şunu söylüyorum: Ben bu bilinç seviyesinde dolandırılıyorsam, herkes dolandırılabilir. Bunu saklamamak lazım. İnsanlara anlatalım ki daha dikkatli ve uyanık olsunlar” diyerek sözlerini tamamladı.
TE Bilişim, yepyeni Elegant temasıyla sizleri buluştururken, sadelik ve modernizmi bir araya getiriyor. Şatafattan kaçınıyor ve insanlara haber okuyabilecekleri bir altyapı sunuyor.
Bu bağlantı sizi https://www.yalovagazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.
https://www.yalovagazetesi.com/yalovada-dolandiricilik-alarmi